Posterior Üreteral Valv (PUV) ve üreterosel, doğumsal idrar yolu anomalilerinin başlıca örneklerindendir. Bu tür hastalıklar, böbreklerin ve idrar yollarının sağlıklı işlevini etkileyebilir. Bu yazımızda, bu iki hastalık hakkında kapsamlı bir bilgi sunarak, tanı süreçlerinden tedaviye kadar önemli detayları ele alacağız. PUV ve üreterosel ile ilgili bilgilerinize yenilik katacak, hastalarımıza en doğru tedaviye nasıl yönlendirileceğinize dair ipuçları vereceğiz.
Posterior Üreteral Valv (PUV), mesaneye açılan üreterin arkasında yer alan zarla ilgili bir anormalliktir. Bu zar, idrarın mesaneden dışarı çıkmasını engeller ve idrar birikmesine neden olur. PUV, erkek bebeklerde en yaygın görülen doğumsal üreteral anomali olup, doğrudan böbrek hasarına yol açabilir. Eğer tedavi edilmezse, böbrek fonksiyonları ciddi şekilde bozulabilir ve çocukta ilerleyen dönemde böbrek yetmezliği gelişebilir.
PUV’nin tedavisi genellikle cerrahidir ve başarılı bir tedavi ile çoğu çocuk iyileşebilir.
Üreterosel, üreterin mesaneye bağlanan kısmında gelişen bir kisttir. Üreterosel, idrarın üreterden mesaneye düzgün şekilde akmasını engeller, bu da mesanede gerilim oluşturur ve üreterin içinde idrar birikmesine neden olur. Çoğu üreterosel vakası, doğuştan gelir ve genellikle mesane çıkışının hemen yakınında, üreterin kesildiği bölgede meydana gelir.
Üreterosel olgusunun açıklanmasında iki ana teori bulunur:
Bu teoriler, üreteroselin oluşumu ve tedavisinde önemli bir temel oluşturur ve klinik kararları şekillendirir.
Üreteroselin tedavisi, hastanın yaşına, hastalığın şiddetine ve böbrek fonksiyonlarına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Modern tıbbın sunduğu çeşitli tedavi seçenekleri sayesinde, hastalar daha az invaziv yöntemlerle iyileştirilebilmektedir.
Üreteroselin tedavisindeki ilk adım genellikle yenidoğan döneminde üreterosel insizyonudur. Bu işlem, üst kutbu drene eden üreterin açılmasını ve idrarın doğru şekilde akmasını sağlamayı amaçlar. Bu aşama, daha invaziv tedavi seçeneklerine geçmeden önce ilk tercih edilen yaklaşımdır.
Üreterosel tedavisinde takibin önemi büyüktür. Tedavi sonrası gelişebilecek durumlar arasında üreterosel ponksiyonu ve alt kutup üreter reflüksü yer alabilir. Bu tür durumlar, daha invaziv tedavi seçeneklerine yönlendirebilir. Eğer üreterosel ponksiyonu, reflüksle sonuçlanırsa, üreteroselektomi ve üreteroneosistostomi gibi işlemler gündeme gelebilir. Tek sistemli üreterosel vakalarında, işlevsiz böbreğin tedavi edilmesi için nefrektomi önerilebilir.
Çift sistemli üreterosel vakalarında, üst kutbun işlevsiz olması durumunda heminefrektomi (üst böbreğin yarısının çıkarılması) genellikle tercih edilen bir tedavi yöntemidir. Heminefrektomi, idrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye yardımcı olabilir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirebilir.
Ege Üniversitesi Pediatrik Üroloji Grubu, üreterosel tedavisinde yenidoğanlarda üreterosel insizyonunu birinci seçenek olarak kullanmaktadır. Bu işlem sonrası, hastaların takibi düzenli olarak yapılır ve gelişen durumlara göre daha invaziv tedavi seçenekleri belirlenir. Takip sürecinde:
Ege Üniversitesi yaklaşımında, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları veya vezikoüreteral reflüks durumlarında ikinci tedavi seçeneği olarak üreteroselektomi ve üreteroneosistostomi uygulanır.
Üst kutup heminefrektomisi ise mesane girişimi sonrası semptom gelişen olgularla sınırlı tutulur. Bu yaklaşım, hastaların tedaviye en uygun şekilde yönlendirilmesini sağlar ve gereksiz invaziv işlemlerden kaçınılır.
PUV ve üreterosel tanısı koymak için kullanılan temel testler arasında ultrasonografi, işeme sistoüretrografisi ve voiding cystourethrogram (VCUG) yer alır. Bu testler, hastalığın şiddetini belirlemeye ve tedaviye yön vermeye yardımcı olur.
PUV ve üreteroselin erken tanısında ultrasonografi kritik bir araçtır. Böbreklerdeki yapısal değişiklikleri ve idrar yolu tıkanıklıklarını değerlendirmede kullanılır.
Bu test, mesaneye giden idrarın yönünü ve üreterlerin işlevini değerlendirir. Üreterosel ve reflükse bağlı sorunlar burada görülebilir.
PUV ve üreterosel, doğuştan gelen idrar yolu anomalilerindendir ve erken tanı ile tedaviye başlanması büyük önem taşır. Tedavi, hastalığın tipine ve şiddetine göre farklılık gösterebilir. Yenidoğanlarda minimal invaziv işlemlerle başlamak ve takibini yapmak, ilerleyen dönemde ciddi komplikasyonları önleyebilir.
Ege Üniversitesi Pediatrik Üroloji Grubu olarak, her hastayı bireysel olarak değerlendiriyor ve tedavi seçeneklerini kişiye özel belirliyoruz. Üreterosel ve PUV gibi hastalıklarla ilgili daha fazla bilgi almak ve tedavi planı oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Herhangi bir sorunuz varsa veya çocuğunuzun durumu hakkında endişeleriniz varsa, hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz. Uzman ekibimiz, size en iyi tedavi seçeneklerini sunmak için hazırdır.