Hipospadias, erkek bebeklerde idrar deliğinin (üretra ağzının) penisin ucunda değil, daha aşağı bir noktada açılmasıyla görülen doğumsal bir durumdur. Çoğu vakada erken dönemde tanınır ve uygun merkezlerde yapılan cerrahiyle hem işlev hem görünüm açısından iyi sonuçlar alınabilir. Aşağıda “hipospadias nedir?” sorusunu sayılar ve tablolarla netleştiriyoruz.

Hipospadias, erkek bebeklerde görülen doğumsal bir ürolojik anomalidir. Bu durumda idrarın vücuttan atıldığı açıklık (üretra ağzı), penisin ucunda olması gerekirken penisin alt yüzeyinde farklı bir noktada yer alır. Hipospadias doğumdan itibaren mevcuttur ve genellikle bebeklik ya da erken çocukluk döneminde fark edilir.
Toplumda sanıldığından daha sık görülen bu durum, erken tanı ve uygun cerrahi tedavi ile büyük oranda kalıcı sorun bırakmadan düzeltilebilir.
Bebeğinizde bu belirtilerden birini fark ettiyseniz vakit kaybetmeyin; Hipospadias sayfamızdan tedavi seçeneklerini öğrenin ve bizimle iletişime geçin.
Hipospadias, erkek bebeklerde görülen en yaygın doğumsal ürogenital anomalilerden biridir. Ancak hipospadiasın görülme sıklığına dair tek ve kesin bir rakam vermek zordur. Bunun temel nedeni; ülkeler arasındaki sağlık kayıt sistemlerinin farklılığı, tanı kriterleri, sınıflandırma yaklaşımları ve özellikle hafif (distal) hipospadias tiplerinin ne ölçüde raporlandığıdır.
Bu nedenle literatürde prevalans çoğunlukla bir aralık olarak ifade edilir ve bölgesel farklılıklar belirgin şekilde vurgulanır.
Risk faktörleri ve genetik geçiş hakkında daha detaylı bilgiye ulaşmak istiyorsanız Hipospadias tedavi sayfamıza tıklayarak aklınızdaki soruları giderebilirsiniz.
Uluslararası doğumsal anomali izlem programlarından elde edilen çok merkezli verilere göre, hipospadiasın genel prevalansı yaklaşık olarak 20,9 / 10.000 doğum civarındadır. Ancak bu ortalama değer, ülkeler ve kayıt sistemleri arasında ciddi farklılıklar göstermektedir.
Bazı kayıt sistemlerinde bildirilen oranlar 2,1 / 10.000 gibi oldukça düşük seviyelerdeyken, bazı bölgelerde bu oran 39,1 / 10.000 doğuma kadar çıkabilmektedir. Bu geniş aralık, gerçek sıklıktan ziyade raporlama ve tanımlama farklılıklarını yansıtmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde 2014–2018 yılları arasında yapılan çalışmalarda, hipospadias sıklığı yaklaşık 71,6 / 10.000 erkek doğum olarak raporlanmıştır. Bu oran, birçok ülkeye kıyasla oldukça yüksektir.
Bu yüksekliğin başlıca nedenleri şunlardır:
Buna rağmen ABD içinde bile eyaletler arasında anlamlı prevalans farkları bildirilmektedir.
Hipospadiasın bildirilmiş sıklığı; ülkeye, kayıt sistemine ve “hafif distal tiplerin” raporlanma biçimine göre değişebilir. Bu yüzden tek bir rakam yerine aralıkları bilmek daha doğrudur.
| Kaynak / Bölge | Raporlanan sıklık | Not |
|---|---|---|
| Uluslararası programlar (çok ülke verisi) | Toplam prevalans: 20,9 / 10.000 doğum | Kayıt sistemleri arasında 2,1–39,1 / 10.000 aralığı görülebilir. |
| ABD (2014–2018, çalışmaya göre) | 71,6 / 10.000 erkek doğum | Eyaletlere göre farklılık bildirilmiştir. |
Yukarıdaki farkların ana nedeni; hafif (distal) tiplerin bazı kayıt sistemlerinde daha az raporlanması ve tanım/klasifikasyon değişkenliğidir.
Hipospadiasın sınıflandırılmasında klinik pratikte en yaygın ve anlaşılır yaklaşım, üretra açıklığının (idrar deliğinin) penisteki konumuna göre yapılan sınıflamadır. Bu yaklaşım, hem hastalığın ciddiyetini öngörmek hem de cerrahi planlamayı şekillendirmek açısından büyük önem taşır.
Ancak hipospadiasın “şiddeti” yalnızca idrar deliğinin yerine bakılarak değerlendirilmez. Deneyimli cerrahlar, ameliyat öncesi değerlendirmede aşağıdaki ek faktörleri mutlaka birlikte ele alır:
Bu faktörler, cerrahinin tek aşamalı mı yoksa çok aşamalı mı yapılacağını ve hangi tekniğin tercih edileceğini belirler.
Tanı sürecinde geç kalmamak ve erken teşhisin avantajlarını öğrenmek için Hipospadias Tedavi içeriğimizi inceleyerek detaylı bilgi alın.
| Tip | İdrar deliği nerede açılır? | Yaklaşık oran | Genel klinik yorum |
|---|---|---|---|
| Distal (Anterior) | Glans, subkoronal veya distal penis şaftı | %60–80 | En sık görülen tiptir. Çoğu vakada penil eğrilik hafiftir ve tek aşamalı cerrahi onarım yeterli olur. |
| Orta (Midshaft / Penil) | Penis gövdesinin orta bölümü | %15–20 | Cerrahi planlama, eşlik eden eğrilik ve üretral plak kalitesine göre değişkenlik gösterebilir. |
| Proksimal (Posterior) | Penoskrotal, skrotal veya perineal bölge | %10–15 | Daha kompleks olma eğilimindedir. Eğrilik sıklıkla belirgindir ve komplikasyon riski diğer tiplere göre daha yüksektir. |
Distal hipospadias, hipospadias vakalarının büyük çoğunluğunu oluşturur. Üretra açıklığı glans penis üzerinde ya da hemen altında yer alır. Çoğu distal vakada:
Bu tipte cerrahi başarı oranları oldukça yüksektir ve estetik ile fonksiyonel sonuçlar genellikle tatmin edicidir.
Orta tip hipospadias, distal ve proksimal tipler arasında bir geçiş formu olarak değerlendirilebilir. Üretra açıklığı penis gövdesinin orta kısmında yer alır.
Bu gruptaki vakalarda:
Bazı orta tip vakalarda tek aşamalı onarım mümkünken, belirgin eğrilik varlığında cerrahi plan daha dikkatli yapılmalıdır.
Proksimal hipospadias, en ağır ve en nadir görülen formdur. Üretra açıklığı penis kökü, skrotum ya da perineal bölgede yer alabilir.
Bu tip vakalarda sıklıkla:
gözlenir. Cerrahi tedavi daha karmaşıktır ve bazı hastalarda iki aşamalı onarım gerekebilir. Literatürde, komplikasyon oranlarının distal tiplere göre daha yüksek olduğu bildirilmektedir.
Hipospadias tiplerinin dağılım oranları çalışmadan çalışmaya değişiklik gösterebilir. Bunun başlıca nedenleri:
Buna rağmen, farklı derlemeler ve uluslararası rehberler, distal tiplerin toplam vakaların yaklaşık %60–80’ini oluşturduğu konusunda büyük ölçüde fikir birliği içindedir.
Hipospadias tipinin doğru belirlenmesi, yalnızca istatistiksel sınıflama için değil; cerrahi zamanlama, teknik seçimi ve başarı oranlarının öngörülmesi açısından da kritik öneme sahiptir. Bu nedenle her hasta, tipten bağımsız olarak bireysel ve detaylı şekilde değerlendirilmelidir.

Hipospadiasın oluşum nedeni çoğu vakada tek bir faktöre bağlanamaz. Güncel tıbbi yaklaşıma göre hipospadias, çok faktörlü (multifaktöriyel) bir gelişim sürecinin sonucudur. Yani genetik yatkınlık ile gebelik sürecinde etkili olan hormonal ve çevresel faktörler birlikte rol oynar.
Pek çok olguda ailelerin sorduğu “Neden oldu?” sorusuna net ve tek bir yanıt vermek mümkün değildir. Bu belirsizlik, ebeveynlerde suçluluk veya yanlış bir şey yapmış olma hissi yaratabilir. Ancak bilimsel olarak bakıldığında, hipospadiasın büyük çoğunluğu anne ve babanın kontrol edemeyeceği biyolojik süreçlerin bir sonucudur.
Hipospadiasın bazı ailelerde daha sık görülmesi, genetik yatkınlığın önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Aile öyküsü olan durumlarda risk artabilir:
Ancak genetik yatkınlık her zaman hastalığın ortaya çıkacağı anlamına gelmez; çoğu zaman çevresel faktörlerle birlikte etki gösterir.
Uzman muayenesi randevusu oluşturmak ve tanı yöntemlerimizi detaylıca incelemek için Hipospadias tanısı hakkında sayfamızı ziyaret edin.
Erkek üreme organlarının gelişimi, gebeliğin özellikle ilk trimesterinde androjen hormonlara (özellikle testosteron) bağımlıdır. Bu hormonların üretiminde veya etkisinde meydana gelen bozukluklar, üretranın normal gelişimini etkileyebilir.
Hormonal dengeyi etkileyebilecek durumlar şunlardır:
Son yıllarda yapılan çalışmalarda, bazı çevresel faktörlerin hipospadias riskini artırabileceği öne sürülmektedir. Özellikle endokrin bozucu olarak adlandırılan maddeler üzerinde durulmaktadır.
Bu faktörlerin etkisi kesin ve doğrudan değildir; risk artışı genellikle küçük düzeydedir ve tek başına belirleyici olmaz.
Prematüre doğan veya düşük doğum ağırlığına sahip bebeklerde hipospadias daha sık raporlanmıştır. Bunun nedeni, ürogenital gelişimin tamamlanmadan doğumun gerçekleşmesi olabilir.
Hipospadiasın belirtileri çoğunlukla doğumdan hemen sonra fark edilir. İlk değerlendirme genellikle yenidoğan muayenesi sırasında yapılır. Deneyimli bir hekim, penisin yapısal özelliklerini dikkatle inceleyerek tanı koyabilir.
Normalde idrar deliği penisin ucunda yer almalıdır. Hipospadiaslı bebeklerde bu açıklık:
görülebilir. Bu bulgu tanı için en temel göstergedir.
Hipospadiaslı olguların büyük kısmında sünnet derisi karakteristik bir görünüm sergiler. Genellikle:
doku bulunur. Bu görünüm tıpta “dorsal hood” olarak adlandırılır ve hipospadias için uyarıcı bir işarettir.
Penisin aşağı doğru eğrilmesi anlamına gelen kordi, özellikle orta ve proksimal hipospadias tiplerinde daha sık görülür. Eğrilik:
Bu nedenle hekim muayenesi sırasında eğrilik derecesi dikkatle değerlendirilir.
Hipospadiaslı çocuklarda idrar yapma şekli farklılık gösterebilir. Ailelerin sıklıkla dile getirdiği şikayetler arasında:
yer alır. Hafif vakalarda bu belirtiler çok belirgin olmayabilir.

Hipospadias tanısı çoğu zaman sadece fizik muayene ile konur. Ek testlere genellikle gerek duyulmaz.
Ancak özellikle orta ve proksimal tiplerde ya da:
durumlarında, ek tetkikler (ultrason, hormonal değerlendirme gibi) gerekebilir.
Bebeğinizin sağlığını riske atmamak adına acil durumlarda hemen bize ulaşın.
Hipospadias, ebeveynlerin yaptığı veya yapmadığı bir davranışın sonucu değildir. Tanı konulduğunda en doğru yaklaşım, sakin kalmak ve deneyimli bir çocuk ürolojisi uzmanından görüş almaktır. Erken ve doğru değerlendirme, tedavi sürecinin başarısını doğrudan etkiler.
Hipospadiasın nedeni çoğu zaman tek bir faktör değildir; “çok faktörlü” (genetik yatkınlık + gebelikte hormonal/çevresel etkenler) bir süreç olarak ele alınır. Pek çok olguda net bir “şu yüzden oldu” cevabı verilemez. Bu belirsizlik ebeveynlerde suçluluk duygusu yaratabilse de, tıbben çoğunlukla anne-babanın kontrol edemeyeceği biyolojik süreçler söz konusudur

Hipospadias tanısı konulduğunda ailelerin en sık sorduğu sorulardan biri, “Mutlaka ameliyat gerekir mi?” sorusudur. Bu sorunun yanıtı her hasta için aynı değildir. Hipospadias tedavisinde karar süreci, standart bir protokolden ziyade kişiye özel değerlendirme ile şekillenir.
Tedavi gerekliliği; yalnızca idrar deliğinin yerine bakılarak değil, fonksiyonel, anatomik ve ileride ortaya çıkabilecek etkiler birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Hipospadias için tedavi kararı alınırken aşağıdaki temel faktörler göz önünde bulundurulur:
Bu değerlendirme mutlaka çocuk ürolojisi veya çocuk cerrahisi uzmanı tarafından yapılmalıdır.
Çocuğunuzda benzer belirtiler gözlemliyor ve endişe ediyorsanız, doğru teşhis için vakit kaybetmeden Prof. Dr. Ali Avanoğlu kliniği ile iletişime geçin.
Hangi Durumlarda Ameliyat Önerilir?
Aşağıdaki durumlarda cerrahi tedavi genellikle önerilir:
Bu vakalarda ameliyat, yalnızca kozmetik değil; esas olarak fonksiyonel iyileşme amacı taşır.
Distal ve çok hafif hipospadias vakalarında, ameliyat kararı daha tartışmalıdır. Eğer:
bazı olgularda yakın izlem veya daha seçici bir yaklaşım gündeme gelebilir.
Ancak bu durum “ameliyat gerekmez” şeklinde genelleştirilemez. Çünkü çocuklukta fark edilmeyen hafif fonksiyonel sorunlar, ergenlik ve erişkin dönemde:
şeklinde ortaya çıkabilir.
Ebeveynlerin sık sorduğu sorulardan biri de budur. Erken çocukluk döneminde belirgin sorun yaratmayan bazı hipospadias vakaları, ilerleyen yaşlarda daha anlamlı hale gelebilir. Bunun nedeni:
Bu nedenle tedavi kararı sadece mevcut duruma değil, gelecekteki olası etkiler göz önünde bulundurularak verilmelidir.
Ameliyat edilmeyen hipospadias vakalarında sonuçlar kişiden kişiye değişir. Bazı hafif olgular sorunsuz bir yaşam sürdürebilirken, bazı hastalarda:
gelişebilir. Bu belirsizlik, tedavi kararının bireysel verilmesini gerekli kılar.
En doğru yaklaşım, bilimsel veriler ile ailenin değerlerinin birlikte ele alınmasıdır.

Her hipospadias vakası ameliyat gerektirmez; ancak hangi vakanın cerrahiye uygun olduğuna yalnızca uzman değerlendirmesi ile karar verilebilir. Tedavi kararı; anatomik yapı, fonksiyonel durum ve ilerideki yaşam kalitesi birlikte düşünülerek, kişiye özel olarak verilmelidir.
Bu doğumsal anomalinin nedenleri ve tanı süreciyle ilgili aklınızdaki tüm soruları gidermek için Hipospadias tedavi sayfamızdan daha fazla bilgi alın.
Hipospadias tedavisinde cerrahinin zamanlaması, başarı oranlarını ve iyileşme sürecini doğrudan etkileyen önemli bir faktördür. Birçok uluslararası kılavuz ve uzman görüşü, primer (ilk) hipospadias onarımı için 6–18 ay aralığını önermektedir.
Bu yaş aralığının tercih edilmesinin birkaç temel nedeni vardır:
Bu nedenle ameliyatın “çok erken” ya da “çok geç” yapılmasındansa, önerilen zaman penceresi içinde planlanması tercih edilir.
Evet. Hipospadias ameliyatı yalnızca bebeklik dönemine özgü değildir. Geç tanı alan veya daha önce ameliyat edilmemiş çocuklarda, ergenlikte hatta erişkin dönemde de cerrahi mümkündür.
Ancak ileri yaşlarda:
Bu nedenle, mümkünse önerilen yaş aralığında onarım yapılması tercih edilir.
Hipospadias cerrahisi yalnızca idrar deliğinin yerini değiştirmeyi amaçlayan basit bir işlem değildir. Tedavinin hedefleri fonksiyonel ve kozmetik açıdan bütüncül olarak değerlendirilir.
Uluslararası kılavuzlarda (özellikle Avrupa Üroloji Birliği – çocuk ürolojisi özetlerinde) cerrahinin temel hedefleri şu şekilde tanımlanır:
Bu hedeflerin tamamı sağlandığında, hastanın hem çocukluk hem de erişkinlik döneminde normal bir yaşam sürmesi beklenir.

Hipospadias cerrahisinde başarı ve komplikasyon oranları tek bir rakamla ifade edilemez. Çünkü sonuçlar birçok değişkene bağlıdır:
Aşağıdaki oranlar, literatürde bildirilen geniş seriler ve derlemelerden elde edilen yaklaşık değerlerdir ve yalnızca genel bir çerçeve sunmak amacıyla paylaşılmıştır.
| Durum / Çalışma tipi | Örnek bulgular | Bu ne anlama gelir? |
|---|---|---|
| Non-proksimal (distal/orta) olgular – büyük seriler | Toplam komplikasyon ~%8 Fistül ~%4 Meatal stenoz ~%2 |
Distal ve orta olgularda, deneyimli merkezlerde komplikasyon oranları görece düşüktür. |
| Proksimal hipospadias – meta-analizler | Toplam komplikasyon ~%32–49 Fistül ~%13–23 |
Proksimal tiplerde cerrahi daha zordur; risk belirgin artar ve bazen aşamalı onarım gerekir. |
Önemli bir nokta şudur: Hipospadias, tek tip bir hastalık değildir. Distal ve proksimal vakalar, pratikte tamamen farklı zorluk düzeylerine sahiptir.
Bu nedenle oranlar bireysel hasta için kesin bir sonuç anlamına gelmez.
Uluslararası kılavuzlar, hipospadias cerrahisi sonrası izlemin yalnızca erken dönemle sınırlı olmaması gerektiğini özellikle vurgular. Bazı sorunlar:
daha belirgin hale gelebilir.
Düzenli takip sayesinde:
erken dönemde fark edilip yönetilebilir.
Hipospadias cerrahisi; doğru zamanda, doğru teknikle ve uygun takip ile yapıldığında yüksek başarı oranlarına sahiptir. Ancak hastalığın tipi ve bireysel anatomik özellikler, sürecin her aşamasında belirleyici rol oynar. Bu nedenle ailelerin, sayıların ötesinde kendi çocuklarına özgü değerlendirmeye odaklanması en sağlıklı yaklaşımdır.

Hipospadias, idrar deliğinin penisin ucunda olmaması ile tanımlanan ve çoğu zaman doğumdan hemen sonra yapılan fizik muayene sırasında fark edilen doğumsal bir ürolojik durumdur. Klinik tablo, hafif distal formlardan daha kompleks proksimal tiplere kadar geniş bir yelpazede seyredebilir.
Mevcut bilimsel veriler, hipospadias vakalarının büyük çoğunluğunun distal tip olduğunu göstermektedir. Çeşitli derleme ve rehberlerde bu oran genellikle %60–80 bandında raporlanmaktadır. Distal vakalarda, uygun hasta seçimi ve doğru cerrahi planlama ile elde edilen fonksiyonel ve kozmetik sonuçlar çoğu merkezde yüz güldürücüdür.
Uluslararası kılavuzlar doğrultusunda, primer hipospadias onarımı için en sık önerilen zaman aralığı 6–18 ay olup; bu dönemde yapılan cerrahilerin doku iyileşmesi, psikososyal etkiler ve uzun dönem sonuçlar açısından avantajlar sunduğu kabul edilmektedir.
Buna karşılık proksimal hipospadias vakalarında cerrahi süreç daha karmaşık olabilir. Penil eğrilik, üretral plak yetersizliği ve eşlik eden anatomik sorunlar nedeniyle komplikasyon oranları distal tiplere kıyasla daha yüksek bildirilmektedir. Bu nedenle bazı hastalarda aşamalı onarım ve daha uzun süreli takip gerekebilir.
Hipospadias tanısı konulduysa, atılacak en doğru adım; bir çocuk ürolojisi veya çocuk cerrahisi uzmanından muayene randevusu alarak şu başlıkları netleştirmektir:
Bu yaklaşım, belirsizlikleri azaltır ve ailenin sürece bilinçli şekilde dahil olmasını sağlar.

Hipospadias, doğru zamanda ve deneyimli ekipler tarafından ele alındığında, çoğu çocuk için uzun vadede normal idrar fonksiyonu ve tatmin edici kozmetik sonuçlar sağlayan bir durumdur. Sayısal oranlar ve istatistikler yol gösterici olsa da, en önemli unsur her çocuğun kendi anatomik ve fonksiyonel özelliklerine göre değerlendirilmesidir.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi muayenenin yerini tutmaz. Tanı ve tedaviye ilişkin nihai kararlar mutlaka uzman hekim tarafından verilmelidir.
Çocuğunuzda benzer belirtiler gözlemliyor ve endişe ediyorsanız, doğru teşhis için vakit kaybetmeden Prof. Dr. Ali Avanoğlu kliniği ile iletişime geçin.